« Önceki |

29/1/2007

AŞURE ZAMANI

Dün gece saatlerce uğraşıp yazdığım yazım sevgili Blogcu’ nun beni sunucudan atması sonucu heba oldu. Şimdi her şeyi yeni baştan yazmak gerek. Yılmak yok, yazmak farz oldu…

 

Çok yoğun bir hafta sonu geçirdik ailecek. Hafta sonunun yoğun olacağı cumadan belliydi aslında, çok sürpriz olmadı yani. Bir ucundan başlayıp anlatalım o zaman, lafı gevelemeye gerek yok…

 

Cuma günü akşam karabiberi okuldan aldık,  malum cuma günü karne günü idi. Tüm yurtta büyük bir coşkuyla kutlandı, geçti. Bir sene sonra bakalım biz nasıl kutlayacağız. Gerçi bu sene de karne aldı bizim karabiber. Karnemiz çok güzel, bir şey hariç. Ne mi bakalım siz anlayabilecek misiniz? Yer imlerini kavrama orta imiş… Eşimle ilk gördüğümüzde bu ne dedik resmen. Yer imlerini kavrama ne. Öğrenmemiz uzun sürmedi. Akşam karabiberin sınıf arkadaşları ve onların aileleriyle sinemaya gittik. Neşeli ayaklar.. Sinema salonunun girişinde karabiberin öğretmeniyle karşılaştık. Ben hemen atladım tabii ki sabırsız anne olarak. Yer imlerini kavramak ne ya dedim. Biz bile bilmiyoruz daha karabiber nasıl bilecek… Şaşırdı öğretmenimiz, açıkladı. Yer imleri önce sonra, bugün dün gibi kavramlarmış.. Kocaman kahkahalarla sinema salonuna girdik hep birlikte. Güzel bir filmdi. Tam da zamanımıza uygun. Biz insanlar, hayvanların gözüyle baktığımızda ne kadar acımasızız aslında. Yerleştiğimiz her yeri mahvetmişiz.  Filmi izleyince bir an kendimden utandım, neyse çok uzun sürmedi.

 

Film sırasında bizim duygusal karabiber, gözyaşlarını tutamadı. Ya penguen yavrusu annesini babasını bulamazsa, bir daha onları göremezse diye mızıldandı durdu. Zor zapt ettik, filmin sonunu zor getirdik.  

 

İşte böyle hafta sonunun yoğun olacağı cumadan belliydi….

 

Cumartesi için planlarımız vardı. Her zaman ki gibi yine vapura bineceğiz, martılara simit atacağız, Eminönü’ ne gidip kuruyemiş alacağız. Bu cumartesi ayrıca aşurelik malzemede alacaktık.  Ama ne oldu cumartesi kahvaltıdan sonra bir baktık yağmur yağıyor. Karabiberi zor durumda bırakmamak için vazgeçtik Eminönü’ ne gitmekten, 2. eylem planını uyguladık. Ayrıca yağmurun yağması bizim Eminönü' ne gitmemizden daha önemli. Yağ yağ yağmur, teknede hamır, ver Allahım ver, bol bol yağmur....

 

Alışveriş yapmak için markete gittik. Yine her zamanki gibi çok kalabalıktı. İnsan içeri girince bir an önce çıkmak için can atıyor. Can ata ata ihtiyaçlarımızı aldık ve kendimizi dışarıya zor attık. Çıkışta karabiber tutturdu İkea’ ya gidelim diye. Top havuzu var ya orada, favori mekânı bu nedenle. Kendi deyimiyle havuz topu orasının adı.. Kırmadık, gittik. İyi ki de gittik. Karabiber hemen kendini havuz topuna attı. Bizim de 1 saat vaktimiz vardı. Önce biraz oturup, birer kahve içtik. Hiç niyetimiz yoktu başlangıçta mağazayı gezmek için ama sonra baktık daha vaktimiz var, hızlı adımlarla mutfak eşyalarının satıldığı bölüme geçtik. Çok cici ve fiyatları çok uygun tabaklar vardı. Beğendik, karabiberi de alıp başladık alışverişe. Ne güzel şey şu alışveriş, insan nasıl rahatlıyor ve aldıkça alası geliyor. Aslında ben çok zor alışveriş yapan biriyim, kolay kolay bir şey alamam. Defalarca İkea’ ya gitmeme rağmen ilk kez alışveriş yaptım. Neler mi aldım… Yemek tabağı, Baharat kapları, Yemek kaşığı, spatula, Fırın kabı … Bir de makarna tencerelerinde gözüm kaldı ama pahalıydı biraz, acelesi yok, sonra alırız.

 

İşte cumartesi de böyle geçti.

 

Gelelim pazara… Aslında yukarıda Pazar gününün ipucunu vermiştim. Evet evet aşure yaptım Pazar

günü de..

 

Çok zevkliydi yapım aşamaları ama bir o kadar da yorucu.. Tüm gün mutfaktaydım. Kahvaltıdan sonra başladım hazırlıklara bittiğinde öğleden sonra 4 idi saat. Hiç bu kadar uzun mutfakta kalmamıştım.  Ama deydi, herkes çok beğendi ve afiyetle yedi….

 

Gelelim benim aşure tarifime.

 

Malzemeler

 

2 su bardağı aşurelik buğday

1 su bardağı kuru fasulye

1 su bardağı nohut

½ fincan pirinç

18 bardak su

3 bardak şeker

1 su bardağı kuru kayısı

1 su bardağı çekirdeksiz kuru üzüm

10-12 adet kuru incir

1 su bardağı hurma

1 su bardağı ceviz içi

1 su bardağı tuzsuz fındık içi

1 su bardağı tuzsuz fıstık içi

41 adet karabiber tanesi

1 çay kaşığı tuz

Tarçın

Toz Antep fıstığı

Nar

 

Yapılışı

 

§   Bir gece önceden kuru fasulyeyi, nohutu ve aşurelik buğdayı ıslıyoruz. Aşurelik buğdayı ıslamadan önce defalarca yıkamak gerekiyor ki beyazlasın akça pakça olsun.

§   Ertesi sabah kuru fasulyeyi ve nohutu ayrı ayrı haşlıyoruz.

§   Bu sırada genişçe bir tencereye aşurelik buğdayı, pirinci ve suyu koyuyoruz, buğdaylar kendilerinden geçip mayışıncaya kadar da kaynatıyoruz.

§   Sıra geldi buğdayın, kuru fasulye ve nohut ile buluşmasına. Malzemelerin kaynaşması için 5-10 dakika izin veriyoruz.

§   Daha sonra önceden sıcak su ile ısladığımız kuru kayısıyı (küçük küçük doğranmış), kuru üzümü de tencereye ilave ediyoruz ki ortama renk gelsin. Ben malzemeleri ısladığım sulardan da bir miktar ilave ettim tencereye. Kuru inciri isteyen bu aşamada ilave edebilir ama ben herkes aşurenin rengini koyulaştırıyor dediği için tencereye ilave etmedim, kâselerin üzerine koydum

§   Çok fazla beklemeden 3 bardak şekeri ağzımızın tadı eksik olmasın diyerek ilave ediyoruz tencereye. Bu aşamadan sonra dikkat etmek gerekiyormuş. Malzemeler dibe tutabilirmiş. Benim başıma gelmedi ama yine de belirteyim.

§   15-20 dakika daha kaynatıyoruz malzemeleri şekerle tatlansınlar diye.

§   Tencereyi kapatmadan öncede 41 adet karabiber tanesini, tuzu ve ceviz içini ilave ediyoruz tenceremize.

§   Evet hiç bitmeyecek gibi gelen zahmetli aşama bitti işte.

§   Ben hemen kaselere boşaltmadım aşureyi 15-20 dakika izin verdim dinlenmesi için. Yazık değil mi karıştır karıştır başları döndü zavallıların.

§   En son aşama en zevkli yeri, süsleme aşaması. Ben kaselerin üzerini, fındık, fıstık, nar, tarçın, toz antep fıstığı, incir ve hurma ile süsledim.

 

Evet işte böyle arkadaşlar ben de sonunda ilk aşuremi yaptım. her şeyin bir ilki varmış gerçekten. İsteğince oluyormuş. Yorucu bir çalışmaydı ama zevkliydi. Hele yerken… Hımmm ellerime sağlık. Bizim karabiberle komşulara bile verdik. Umarım onlarda beğenerek yemişlerdir.  İşte bunlarda sizlere ikramım. Afiyet olsun.

 

 

Sesleri duyar gibiyim. İyi hoş, her şey güzelde bu kadar malzemeyle ne kadar aşure oluyor? Gerçekten ortaya çıkan aşure beni hayretler içerisinde bıraktı. Başlangıçta ok az olacak bu yetmeyecek diye korkmuş hatta eşime bile sanırım kimseye dağıtamayacağız bile demiştim. Ama artsın eksilmesin taşsın dökülmesin dedikleri bu olsa gerek. Evde ne kadar kase varsa hepsi doldu yaptığım aşure ile. Yani bir kase fazla olsaydı aşure yetmeyecekti. Eğer bir kase eksik olsaydı aşure fazla olacaktı. Bu nasıl ayardır şaşırdım kaldım. Gerçekten de “ARTSIN EKSİLMESİN, TAŞSIN DÖKÜLMESİN. “

 

 

İşte böyle arkadaşlar tüm hafta sonunun özetini geçtim. Şimdi iş zamanı herkese kolay gelsin. Görüşmek üzere..

Hoşçakalın……

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

23/1/2007

Zeytinyağı Pırasa Havuç ... Muhteşem 3' lü

Bugün Gülenev' de pırasa var. Sevenlerine duyurulur.

 

Pek fazla sevilmeyen bir sebzedir aslında pırasa. Ama benim için tam tersi. Annem beni büyütürken sanırım sebze yedirmek konusunda hiç zorluk çekmemiştir. Sevmediğim, yemediğim sebze yok benim. Gerçi Adana' dan uzakta geçen bugünlerde kebab özlemiyle yanıp tutuşsam da.....

 

Ben genelde yemekleri bir gün önceden hazırlıyorum. Çalışırken zor oluyor, işten yorgun argın gelip yemek hazırlamak. Yemekler hazır olunca koşarak geliyorum eve, aksi durumda gözümde büyüyor hep yapacaklarım. Laf aramızda biraz tembelim de :)

 

Naile anne öğütlemişti bana bundan 6 sene önce. Kızım daha yeni doğmuştu. Yemeğini, temizliğini akşamdan yapacaksın, rahat edersin demişti. Söyledikleri hala dün gibi hatırımda, hiç unutmadım ve hep uygulamaya çalışıyorum. Arada kaçamaklar oluyor ama Naile anne affeder beni... Buradan kendisine ve canımdan çok sevdiğim kızına kocaman öpücükler...

 

Şimdi gelelim Zeytinyağlı Pırasa yemeğimize;

 

 

Pişirmeden önceki görüntüsü pek bir güzeldi bende bu resmi yerleştirmek istedim. :)

 

Malzemeler

1 demet pırasa

2-3 adet havuç

1 adet küçük soğan

1 fincan pirinç

1 fincan zeytinyağı

Bir tutam tuz ve bir tutam şeker

1 çay bardağı su

 

Yapılışı

Pırasaları temizledikten sonra 2 cm boyunda dilimleyip su dolu bir kapta bir süre bekletelim. Havuçları da temizleyip dilimleyelim.

Bir tencerede soğanı zeytinyağı ile pembeleştirelim. (Ben biber salçasını çok sevdiğim için biraz da salça ilave ediyorum)

Üzerine, yıkayıp suyunu süzdüğümüz pırasa ve havucu ilave edelim.

Pırasa ve havuçları mis gibi kokuları burnumuza gelinceye kadar kısa bir süre kavuralım. Eğer kokular gelmeye başladıysa pirinci ilave etmenin zamanı geldi demektir.

Yıkadığımız pirinci de ilave ettikten sonra 1 çay bardağı suyu, tuzu ve şekeri ilave ederek 15 dakika daha pişirelim.

Tencerenin kapağını açmadan soğuyuncaya kadar bekletelim.

Soğuyunca üzerine limon sıkıp afiyetle yiyelim. :)) 

 

Evet sonunda ben de ilk tarifimi verdim. Belki pek çoğunuz ıghhh pırasayla da açılış yapılır mı diyordur. Olsun ben pırasayı çok seviyorum :)))

 

Şimdilik bu kadar, tekrar görüşmek üzere Hoşçakalın.....

 

 

 

22/1/2007

AYSE' NİN SODALI BÖREĞİ

 

Evet uzun bir aradan sonra kendimi affettirmek için börek yaptım sizlere. Hem de ıspanak ve peynirli... İkisi bir arada yani.

 

Tarifini sevgili arkadaşım Ayşe' nin sayfasından aldım. Hemen denedim. Ellerine sağlık Ayşecim. Tarifi merak edenler www.borulce.blogcu.com sitesini ziyaret ederek görebilirler. 

 

Benim fırınım küçük olduğu için ben 3 yufka ile yaptım. İç malzemesini de kayınvalidemin yaptığı gibi kavrulmuş ıspanağı ve peyniri karıştırarak. Hepimiz beğenerek yedik. Umarım sizlerde beğenirsiniz.

 

Bu böreği çok sevdiğim arkadaşım, şimdi çok uzaklarda olan can dostuma da ikram etmek istiyorum. İşte bu da senin için gülüm...

 

 

Çayı çok sevmediğini bildiğim için açık yaptım canım.. Afiyet olsun. Domates ve biberler birlikte yediklerimiz kadar güzel değil ama..... 

 

Görüşmek üzere, Hoşçakalın...

16/1/2007

GECİKMİŞ YENİ YIL YAZISI

 

Evet biraz geç oldu biliyorum... Şu zamanı doğru kullanmayı bir türlü öğrenemedim, bu yaştan sonra da öğrenemeyeceğim sanırım.

 

Yeni yıl yazımda eklediğim fotoğraflarla ilgili yazacağım bugün...

 

6 yaşında anaokul öğrencisi kızım. Üç kişilik çekirdek ailemizin enerji kaynağı, mutluluk ilacı... Aşağıdaki resim de kızımın hazırladığı salata.Yılbaşı akşamı için büyük bir zevkle hazırladı ve biz de büyük bir zevkle yedik. O küçücük parmaklarıyla öyle güzel kesiyordu ki marulları, dikkatli ve titiz. Artık eşimin de benim de başımız ağrımayacak, anneannem biz yemek hazırladığımızda böyle derdi :)

 

 

Yeni yıla çekirdek aile olarak girdik. Umarım bütün yıl böyle geçer. Neden mi? Nedeni aslında çok anlaşılır ama şimdi anlatmanın yeri ve sırası değil...

 

İşte şimdi de kızımın yeni yıl hediyesi.... Eşimle hediyeyi alırken acaba çok mu zorlanır yaparken, keşke bir küçüğünü alsaydık diye düşündüğümüz, ama aynısının küçüğü olmadığı için mecburen almak zorunda kaldığımız yap-bozumuz.

 

 

Çok beğenerek aldık bu yap-bozu eşimle. Tam tamına 200 parça. Evet şimdi sıkı durun kızımın yap-bozu tamamlaması ise en fazla bir saatini aldı. :)

 

 

Evet kızım yap-bozu tamamlamıştı hemencecik. Daha sonra 3 kez daha yaptı ve bozdu.. Şimdilik ortadan kaldırdım yoksa yapıp bozma işi bizi oldukça yıpratacaktı. En kısa zamanda çerçeveletip, odasına asacağız. Ve tabiki yeni bir tane daha alacağız :)

 

Bayramda İstanbul' daydık. Eşim çok ısrar etti şehir dışına çıkmak için ama ben karşı çıktım. Ne güzel fırsattı işte gezip tozup İstanbul' u gezmek için. Biz de aynen öyle yaptık gezdik, tozduk. Aşağıdaki resimler de İstanbul gezimizden küçük kareler.

 

 

"SİMİTE KANAT ÇIRPAN MARTI"

Yukarıdaki resmin adı...

 

Ve evet "GÜN BATIMINDA TOPKAPI"

 

Umarım yeni yıl hepimiz için mutluluk ve sağlık getirir. Sevdiklerinizle birlikte geçireceğiniz nice yeni yıllara.....

 

Arkadaşlar bugünlük bu kadar... En kısa zamanda yeni havadislerle yine buradayım.

Görüşmek üzere...

Hoşçakalın.

12/1/2007

Çiçekli Mavi Hırka

Merhaba arkadaşlar,

Uzun zamandır yazmaya vakit bulamadım. Bu haftasonu da şehir dışında olacağımdan, iki arada bir derede fırsat yaratıp bir şeyler eklemek istedim.

Öncelikle blogumu ziyaret eden ve bana mesaj bırakan arkadaşlara çok teşekkür ederim.

Burada paylaşacak o kadar çok şey var ki... Ama zaman yetmiyor inanın.

Bir koşturmacadır gidiyor, ucundan yakalamaya çalışıyoruz hayatı.

 

Bugün kızımın Çiçekli Mavi Hırkasını ekleyeceğim buraya....

 

Bu hırkamızın önden görünüşü. İşte bu da hırkamızın arkadan görünüşü....

 

Hırkamızın çiçeklerini ve kenar oyalarını görmek isteyenler için bir de yakından görünüşümüz var...

 

Bu hırkayı kızıma yaklaşık 6 ay önce başlamıştım. Kışa hazırlıktı yani. 1 ay öncede tamamladım.

Hırkanın üzerindeki çiçekler tığla yapılıyor, evdeki artık ipleri değerlendirdim. Düğmelerimiz ise kızımın takı boncukları. Boncukları kullanmamı kızım önerdi.

Biz çok beğendik, umarım sizlerde beğenirsiniz.

Diğer hırka gibi bu hırkayla da ilgili detaylı bilgi isteyen arkadaşlara yardımcı olabilirim.

Şimdilik hoşçakalın.

Herkese iyi haftasonları... Görüşmek üzere...

Free Web Counter
Free Counter