AŞURE ZAMANI
Dün gece saatlerce uğraşıp yazdığım yazım sevgili Blogcu’ nun beni sunucudan atması sonucu heba oldu. Şimdi her şeyi yeni baştan yazmak gerek. Yılmak yok, yazmak farz oldu…
Çok yoğun bir hafta sonu geçirdik ailecek. Hafta sonunun yoğun olacağı cumadan belliydi aslında, çok sürpriz olmadı yani. Bir ucundan başlayıp anlatalım o zaman, lafı gevelemeye gerek yok…
Cuma günü akşam karabiberi okuldan aldık, malum cuma günü karne günü idi. Tüm yurtta büyük bir coşkuyla kutlandı, geçti. Bir sene sonra bakalım biz nasıl kutlayacağız. Gerçi bu sene de karne aldı bizim karabiber. Karnemiz çok güzel, bir şey hariç. Ne mi bakalım siz anlayabilecek misiniz? Yer imlerini kavrama orta imiş… Eşimle ilk gördüğümüzde bu ne dedik resmen. Yer imlerini kavrama ne. Öğrenmemiz uzun sürmedi. Akşam karabiberin sınıf arkadaşları ve onların aileleriyle sinemaya gittik. Neşeli ayaklar.. Sinema salonunun girişinde karabiberin öğretmeniyle karşılaştık. Ben hemen atladım tabii ki sabırsız anne olarak. Yer imlerini kavramak ne ya dedim. Biz bile bilmiyoruz daha karabiber nasıl bilecek… Şaşırdı öğretmenimiz, açıkladı. Yer imleri önce sonra, bugün dün gibi kavramlarmış.. Kocaman kahkahalarla sinema salonuna girdik hep birlikte. Güzel bir filmdi. Tam da zamanımıza uygun. Biz insanlar, hayvanların gözüyle baktığımızda ne kadar acımasızız aslında. Yerleştiğimiz her yeri mahvetmişiz. Filmi izleyince bir an kendimden utandım, neyse çok uzun sürmedi.
Film sırasında bizim duygusal karabiber, gözyaşlarını tutamadı. Ya penguen yavrusu annesini babasını bulamazsa, bir daha onları göremezse diye mızıldandı durdu. Zor zapt ettik, filmin sonunu zor getirdik.
İşte böyle hafta sonunun yoğun olacağı cumadan belliydi….
Cumartesi için planlarımız vardı. Her zaman ki gibi yine vapura bineceğiz, martılara simit atacağız, Eminönü’ ne gidip kuruyemiş alacağız. Bu cumartesi ayrıca aşurelik malzemede alacaktık. Ama ne oldu cumartesi kahvaltıdan sonra bir baktık yağmur yağıyor. Karabiberi zor durumda bırakmamak için vazgeçtik Eminönü’ ne gitmekten, 2. eylem planını uyguladık. Ayrıca yağmurun yağması bizim Eminönü' ne gitmemizden daha önemli. Yağ yağ yağmur, teknede hamır, ver Allahım ver, bol bol yağmur....
Alışveriş yapmak için markete gittik. Yine her zamanki gibi çok kalabalıktı. İnsan içeri girince bir an önce çıkmak için can atıyor. Can ata ata ihtiyaçlarımızı aldık ve kendimizi dışarıya zor attık. Çıkışta karabiber tutturdu İkea’ ya gidelim diye. Top havuzu var ya orada, favori mekânı bu nedenle. Kendi deyimiyle havuz topu orasının adı.. Kırmadık, gittik. İyi ki de gittik. Karabiber hemen kendini havuz topuna attı. Bizim de 1 saat vaktimiz vardı. Önce biraz oturup, birer kahve içtik. Hiç niyetimiz yoktu başlangıçta mağazayı gezmek için ama sonra baktık daha vaktimiz var, hızlı adımlarla mutfak eşyalarının satıldığı bölüme geçtik. Çok cici ve fiyatları çok uygun tabaklar vardı. Beğendik, karabiberi de alıp başladık alışverişe. Ne güzel şey şu alışveriş, insan nasıl rahatlıyor ve aldıkça alası geliyor. Aslında ben çok zor alışveriş yapan biriyim, kolay kolay bir şey alamam. Defalarca İkea’ ya gitmeme rağmen ilk kez alışveriş yaptım. Neler mi aldım… Yemek tabağı, Baharat kapları, Yemek kaşığı, spatula, Fırın kabı … Bir de makarna tencerelerinde gözüm kaldı ama pahalıydı biraz, acelesi yok, sonra alırız.
İşte cumartesi de böyle geçti.
Gelelim pazara… Aslında yukarıda Pazar gününün ipucunu vermiştim. Evet evet aşure yaptım Pazar
günü de..
Çok zevkliydi yapım aşamaları ama bir o kadar da yorucu.. Tüm gün mutfaktaydım. Kahvaltıdan sonra başladım hazırlıklara bittiğinde öğleden sonra 4 idi saat. Hiç bu kadar uzun mutfakta kalmamıştım. Ama deydi, herkes çok beğendi ve afiyetle yedi….
Gelelim benim aşure tarifime.
Malzemeler
2 su bardağı aşurelik buğday
1 su bardağı kuru fasulye
1 su bardağı nohut
½ fincan pirinç
18 bardak su
3 bardak şeker
1 su bardağı kuru kayısı
1 su bardağı çekirdeksiz kuru üzüm
10-12 adet kuru incir
1 su bardağı hurma
1 su bardağı ceviz içi
1 su bardağı tuzsuz fındık içi
1 su bardağı tuzsuz fıstık içi
41 adet karabiber tanesi
1 çay kaşığı tuz
Tarçın
Toz Antep fıstığı
Nar
Yapılışı
§ Bir gece önceden kuru fasulyeyi, nohutu ve aşurelik buğdayı ıslıyoruz. Aşurelik buğdayı ıslamadan önce defalarca yıkamak gerekiyor ki beyazlasın akça pakça olsun.
§ Ertesi sabah kuru fasulyeyi ve nohutu ayrı ayrı haşlıyoruz.
§ Bu sırada genişçe bir tencereye aşurelik buğdayı, pirinci ve suyu koyuyoruz, buğdaylar kendilerinden geçip mayışıncaya kadar da kaynatıyoruz.
§ Sıra geldi buğdayın, kuru fasulye ve nohut ile buluşmasına. Malzemelerin kaynaşması için 5-10 dakika izin veriyoruz.
§ Daha sonra önceden sıcak su ile ısladığımız kuru kayısıyı (küçük küçük doğranmış), kuru üzümü de tencereye ilave ediyoruz ki ortama renk gelsin. Ben malzemeleri ısladığım sulardan da bir miktar ilave ettim tencereye. Kuru inciri isteyen bu aşamada ilave edebilir ama ben herkes aşurenin rengini koyulaştırıyor dediği için tencereye ilave etmedim, kâselerin üzerine koydum
§ Çok fazla beklemeden 3 bardak şekeri ağzımızın tadı eksik olmasın diyerek ilave ediyoruz tencereye. Bu aşamadan sonra dikkat etmek gerekiyormuş. Malzemeler dibe tutabilirmiş. Benim başıma gelmedi ama yine de belirteyim.
§ 15-20 dakika daha kaynatıyoruz malzemeleri şekerle tatlansınlar diye.
§ Tencereyi kapatmadan öncede 41 adet karabiber tanesini, tuzu ve ceviz içini ilave ediyoruz tenceremize.
§ Evet hiç bitmeyecek gibi gelen zahmetli aşama bitti işte.
§ Ben hemen kaselere boşaltmadım aşureyi 15-20 dakika izin verdim dinlenmesi için. Yazık değil mi karıştır karıştır başları döndü zavallıların.
§ En son aşama en zevkli yeri, süsleme aşaması. Ben kaselerin üzerini, fındık, fıstık, nar, tarçın, toz antep fıstığı, incir ve hurma ile süsledim.
Evet işte böyle arkadaşlar ben de sonunda ilk aşuremi yaptım. her şeyin bir ilki varmış gerçekten. İsteğince oluyormuş. Yorucu bir çalışmaydı ama zevkliydi. Hele yerken… Hımmm ellerime sağlık. Bizim karabiberle komşulara bile verdik. Umarım onlarda beğenerek yemişlerdir. İşte bunlarda sizlere ikramım. Afiyet olsun.
Sesleri duyar gibiyim. İyi hoş, her şey güzelde bu kadar malzemeyle ne kadar aşure oluyor? Gerçekten ortaya çıkan aşure beni hayretler içerisinde bıraktı. Başlangıçta ok az olacak bu yetmeyecek diye korkmuş hatta eşime bile sanırım kimseye dağıtamayacağız bile demiştim. Ama artsın eksilmesin taşsın dökülmesin dedikleri bu olsa gerek. Evde ne kadar kase varsa hepsi doldu yaptığım aşure ile. Yani bir kase fazla olsaydı aşure yetmeyecekti. Eğer bir kase eksik olsaydı aşure fazla olacaktı. Bu nasıl ayardır şaşırdım kaldım. Gerçekten de “ARTSIN EKSİLMESİN, TAŞSIN DÖKÜLMESİN. “
İşte böyle arkadaşlar tüm hafta sonunun özetini geçtim. Şimdi iş zamanı herkese kolay gelsin. Görüşmek üzere..
Hoşçakalın……